AnasayfaYazarlarYaşar SüngüYaşlıların televizyon kanallarını güncelleme kampanyasıYaşlıların televizyon kanallarını güncelleme kampanyasıYaşar SüngüYeni Şafak Gazete Yazarı04:00, 23/08/2026, Pazar • Yeni Şafak Haber MerkeziYeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!Türksat 3A uydusundaki yayınların yeni nesil uydulara (Türksat 4A vb.) taşınması eski televizyon kullananları mağdur etti. Tele-vizyonları otomatik güncellemeye uygun olmadığı için televizyonları kullanamaz hale gelenlerin çoğu da yalnız yaşayan yaşlılar. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de 65 yaş ve üzerinde 1 milyon 836 bin 496 kişi tek başına (yalnız) yaşıyor. Yalnız yaşayan yaşlıların %73,5’i kadın (%27,4 civarı veya kalanı erkek). Her 4 yalnız yaşlıdan 3’ünü kadınlar oluşturuyor. Toplam tek kişilik hanelerin yaklaşık %33,2’sini yalnız yaşayan yaşlılar meydana getiriyor. Türkiye’deki toplam yaşlı (65+) nüfus yaklaşık 9,6 milyon seviyesindedir ve bu nüfusun beşte birine yakını evinde tek başına. Kamu hizmeti birilerini memnun ederken birilerini mağdur etmemeli. Kanal değiştirerek vatandaşa daha iyi hizmet götürmek güzel ama yaşlıların mağduriyetini gidermek yine onların vazifesi. Bu konuda bir önerim var; Ülke çapında televizyon kanallarını güncelleme kampanyası düzenlense ve bu kampanya televizyonlardan teşvik edilse sorun kısa sürede çözülür. Buyurun size STK’lar, siyasete bulaşmayan cemaatler, resmi ve özel dernekler ve şirketler için gayet güzel bir sosyal sorumluluk projesi. ** 1903 yılında İngiltere’de bir kibrit fabrikasının içinde çekilen bir fotoğrafın hikayesi şöyle anlatılıyor; “Genç kadınların yüzlerine bakın. Çeneleri şişmiş, çürümüş, karanlıkta parlıyor. Onlar ergenler - 14, 15, 16 yaşında. Bu hastalığa “Fosfor Çenesi” deniyordu. İşleri, kibritleri beyaz fosfora batırmaktı. Beyaz fosfor zehir. Her gün onu soluyorlardı. Önce dişleri döküldü. Sonra diş etleri yeşil ve siyah renge döndü. Ardından tüm çene kemikleri çürüdü. Bazıları çığlık atarak öldü. Fabrika sahipleri 1880’den beri beyaz fosforun öldürdüğünü biliyorlardı. Ama ucuzdu. Daha güvenli kırmızı fosfor üç kat daha pahalıydı. Bu kızlar haftada 6 gün, 14 saat çalışıyorlardı, 4 şilin için. Konuşurlarsa para cezası alıyorlardı. Bir kibrit düşürürlerse dayak yiyorlardı. Yüzleri geceleyin fosfordan parlıyordu. Londra sokaklarında onlara “hayalet” diyorlardı. 1888’de, 1.400’ü grev yaptı. Hepsi ergen. 16 yaşındaki Sarah Chapman adlı bir kızın önderliğinde. Şişmiş yüzleriyle Parlamento’ya yürüdüler ve dediler ki: “Çürümektense açlıktan ölmek yeğdir.” Londra şok oldu. Ve nihayet, 1908’de Britanya beyaz fosforu yasakladı. Bu kızlar sayesinde. Bu Ortaçağ zamanları değil, 125 yıl öncesinden bahsediyoruz. Avrupa’nın gösterişli zenginliğinin üstündeki ambalajı çıkardığında altından kız erkek binlerce çocuğun emeğini görürsün. Avrupa’nın ve ABD’nin zenginlik tarihi hırsızlık, gasp ve cinayetlerle dolu sömürge tarihidir. İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı gibi. ** Büyük şirketler ekonomik kriz bahanesiyle işçi çıkarmaya başlamışlar. Zarar ettin işçi çıkar, kâr ettin zam yapma. Lafa gelince “İstihdam sağlıyoruz”. Hukuka uyan ama ahlaka uymayan işler. ** Üniversitelerde bu yıl 204 bölüm hiç tercih edilmedi. Farklı üniversitelerde 102 bölüne 7 öğrenci girdi. Yapay zeka ve öğretmenlik bölümlerine rekor talep geldi. Neden? 4 yıl sonra mezun olunca işsiz kalmak istemiyorlar. “Hangi bölüm olursa olsun yeter ki üniversite olsun” kafası yok artık. Bu yıl devlet üniversiteleri tam dolarken, Vakıf Üniversitelerinde 35 bin kontenjan boş kalmış. Neden? Fiyatların yüksekliğinden. Yıllık eğitim ücretlerini ev fiyatlarına, sıfır araç fiyatına çıkarırsan arz talep yasası böyle ders verir. Oxford, Cambridge bile bizimkilerin yanında ucuz kaldı. ** “Amortisörün patlak değil abi, 20 bin km daha yapar” dedi. İsteseydi patlak deyip bana masraf çıkarabilirdi. “Arabanın yıllık bakımı geldi, yapar mısın” dedim. “Yaparız” dedi. Arabayı kaldırdı, yağını değiştirdi, lastikleri kontrol etti, fren balatalarına baktı, “Bir ara getirdiğinde balataları traşlayalım” dedi. Filtreleri değiştirdi, motoru yıkadı, arabanın iç ve dış temizliğini yaptı, kuruladı, “Buyur abi” dedi. “Çok teşekkür ederim, ne kadar borcum” dedim. “Ben kimseyi arkamdan sövdürmem, beş bin lira yeter” dedi. Tamirhanesi Ümraniye’de bir benzin istasyonunun içinde. Adı Altan Eren. Ekonomi profesörü Sabahattin Zaim Hoca insanda iki ehliyet aranmalı diyordu; Mesleki ehliyet ve ahlaki ehliyet. Bu usta da ikisi de var. Başlıklar :Türksattoplumtelevizyon kanalı
المصدر: Yeni Şafak
| Source: Yeni Şafak
ملاحظة تحريرية | Editorial Note:
نُشر هذا المقال في الأصل بواسطة Yeni Şafak.
خبر (Khabr) هي منصة إعلامية أردنية مرخّصة تعمل بالذكاء الاصطناعي.
نضيف قيمة تحريرية من خلال: تحليل ذكي للأخبار، ملخصات تلقائية، رواية صوتية بالذكاء الاصطناعي، ترجمة متعددة اللغات، وتدقيق الحقائق.
هدفنا جعل الأخبار أكثر وضوحاً وسهولةً للقارئ العربي.
This article was originally published by Yeni Şafak.
Khabr is a licensed Jordanian AI-powered news platform (Registration #82086).
We add editorial value through: AI-powered news analysis, automated summaries, AI audio narration, multi-language translation (Arabic, English, French, Turkish), and AI fact-checking.
Our mission is to make news more accessible and understandable for Arabic-speaking audiences worldwide.